Peygamberimizin türbesi Yeşil Kubbe'nin altında bulunuyor. Peygamberimiz ziyaret
için Medine'ye gidenler, Peygamberimizin huzurunda dururlar. Ona salat ü selam
okurlar. Baktıklarında gördükleri "Şebeke-i Saadet" olarak bilinen
Peygamberimizin türbesinin önündeki altın rengindeki parmaklıklardır.
Parmaklıklardan biraz içeri doğru baktıklarında ise Hücre-i Saadetin dış
kısmında yukarıdan aşağı doğru sarkıtılmış olan Kelime-i Tevhid motifli yeşil
bir örtü görürler. Bu örtü Hücre-i Saadetin üç cephesinden de görülür. Bundan
başka bir şey görmek mümkün değildir.
Hücre-i Saadete girmek için doğu
tarafında küçük bir kapı vardır. Bu kapı sürekli kapalıdır. Buranın anahtarı
özel görevlilerde bulunur, onlar da ara sıra oranın tozunu almak için girerler.
Başka bir şekilde hiç kimsenin girmesine izin verilmez.
Şu anda
Peygamberimizin, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in metfun bulunduğu mekân Hz. Aişe
Validemizin yaşadığı kendi odasıydı. Hz. Ömer'in defninden sonra, Hz. Aişe
mezarlarla arasına bir duvar örüyor. Mezarlar şöyle sıralanıyor. En önde
Peygamberimizin mezarı, Peygamberimizin mübarek ayak hizasından biraz geride Hz.
Ebu Bekir'in mezarı, onun ayakucu hizasından biraz geride de Hz. Ömer'in mezarı
yer alıyor.
Hz. ¬işe, Efendimizin kabrinin üzerine yağmur damlası ve bir
parça da güneş girmesi amacıyla üstten bir pencere açtırıyor. Emevi
Halifelerinden Ömer bin Abdülaziz döneminde bir sel geliyor ve duvarı yıkılıyor.
Halife, mezarların etrafını taş duvarla kapatıyor, üstteki pencereyi de muhafaza
ediyor.
Peygamberimizin mübarek cesedini kaçırmak için Medine'ye gelen
iki yabancının faaliyetlerini haber alan Selçuklu Atabeklerinden Nureddin Mahmud
Zengî, her üç mezarın çevresine çok yüksek bir duvar örüyor, temeline de kurşun
döktürerek sağlamlaştırıyor.
Daha sonra Memluk Sultanlarından Kayıtbay
Hücre- i Saadetin üzerine mavi renkte bir kubbe yaptırıyor. İleriki yıllarda
Osmanlılar döneminde kubbede görülen çatlamalar üzerine Sultan II. Mahmud,
kubbeyi yeniden tamirden geçiriyor ve yeşile boyatıyor. O günden bugüne kubbe
yeşil olarak korunuyor. Kubbenin üzerindeki küçük pencere bu esnada da
korunuyor.
Otuz yıldır Medine-i Münevvere'de yaşayan, Medine hakkında
geniş araştırmaları bulunan yakın bir dostumdan aldığım bilgiye göre,
Osmanlılardan sonra 20. yüzyılın başlarında Yeşil Kubbe temizlenirken, o küçük
pencereden aşağıya bir güvercinin ölüp düştüğü fark ediliyor.
O sıralar
çok zayıf Sudanlı âma bir zatı o pencereden iple aşağıya olduğu sarkıtıyorlar.
Bu zat aşağı iniyor, güvercin ölüsünü alıp çıkartıyor. Daha sonra bu zatın,
Hücre-i Saadet'in bakımı ile görevli ağavatlardan 120 yaşında vefat eden Şeyh
Abdüsselam'ın ve 400 sene kadar Mescid-i Nebevî'nin müezzinliğini yapan ailenin
temsilcilerinden, geçen sene vefat eden "yanık sesli müezzin" olarak bilinen
Abdülaziz el-Buharî'nin de teyit ettiği bilgilere göre, Peygamberimizin ve diğer
iki sahabinin mezarlarının etrafı bir karış kadar yüksekliğinde taşlarla
çevrili, üzerleri de kırmızı renkte kumla kaplı olarak bulunuyor.
Ama
mezarların olduğu yere hiçbir şekilde girmek mümkün değil. Çünkü dört bir tarafı
duvarla örülü olduğu için herhangi bir kapısı bulunmuyor. Bütün bu bilgilerle
birlikte gerçek anlamda o mübarek mekanın şekli ve mahiyeti bir sır olarak
muhafaza ediliyor. Dolayısıyla farklı yerlerde görülen ve Peygamberimize ait
olduğu söylenen o sanduka şeklindeki renkli mezarın Peygamberimizin mezarı ve
türbesiyle bir ilgisinin olmadığını belirtelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder